
İzmir’in Foça İlçesi’nde faaliyetlerini sürdüren Foça Kitap Kulübü düzenlediği 15.Kitap Şenliği’nde 2 bin’e yakın kitabı ücretsiz olarak vatandaşlara dağıttı. Tarihi Beşkapılar Kalesi önünde ki sahilde kurulan stantlar her yaştan okur tarafından büyük ilgi gördü.
Açılan stantları Foçalıların yanı sıra ilçeyi gezmeye gelen konuklarda ziyaret ederek diledikleri kitapları aldı. Hemen her konuda olan ve yıl içinde bağışçılardan temin edilen kitaplara çocuk ve kadınlardan da yoğun ilgi vardı.
BU SENE DAHA FAZLA KİTAP BAĞIŞLANDI
Foça Kitap Kulübü Başkanı Alptekin Aydın şenliği 15.nci kez yaptıklarını ve dört saat açık kalan stantlar da okurların ilgi alanlarına uygun kitapları ücretsiz edinme olanağı bulduğunu söyledi. Alptekin Aydın; “Her sene Haziran ay’ında geleneksel olarak yaptığımız Kitap Şenliği’nde bu sene elimizde çok kitap olduğu için tamamını okura ulaştıramadık. Aradaki zaman diliminde de çok sayıda bağış kitap gelince sene bitmeden, yaz bitmeden, arkadaşlarımıza, komşularımıza ve ziyaretçilerimize bu kitapları yine dağıtmak istedik. Şu an 65 kasada 1.650 den fazla kitabı dağıttık. 3 buçuk, 4 saat gibi bir sürede ziyaret eden genç yaşlı, çocuk herkes kendine göre bir kitap buldu. Mutlu olarak ayrıldıklarını düşünüyorum” dedi.
Seyfi GÜL/FOÇA

Karikatürist, Mizah Yazarı Cihan Demirci, yaşamını sürdürdüğü İzmir’in Foça İlçesi’nde tarihi Beşkapılar Kalesi’nde sevenleriyle buluştu. “Hayat Mizahı Kaç Geçiyor” başlıklı programın, bazı bölümleri söyleşi, bazıları interaktif stand up olarak gerçekleşti. Demirci, gerçek olayları mizah diliyle anlatıp kahkahalar attırırken, sanat ve yazın dünyasından hafızasında yer etmiş birçok anı ve bilinmeyeni de aktararak unutulmaz bir geceye imza attı.
Foça Kitap Kulübü tarafından yaz etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, Son İskele grubunun müziklerinin ardından, Foça Kitap Kulübü Başkanı Alptekin Aydın’ın sunuş konuşması ve sanatçıya sorularıyla başladı. Yazar, çizerliğe başlayışını, Oğuz Aral ve Gırgır dergisi ile tanışmasını, Aziz Nesin, Ümit Yaşar Oğuzcan, Suavi Sualp, Müjdat Gezen, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Süavi Sualp, Altan Erbulak, Can Yücel gibi edebiyat, tiyatro ve yazım, çizim dünyamızın birçok usta ismiyle yaşadıklarını izleyicilerle paylaştı.
GEYİK MUHABBETİNİN AİDİYETİNİ İSPATA ÇOK UĞRAŞTIM
Kendisine ait Geyik Muhabbeti deyiminin öyküsünü de anlatan Cihan Demirci bunu çok kolay ve çabukça bulup yazdığını, ama kendisine ait olduğunu ispatlamak için çok uzun süre uğraştığını söyledi. Cihan Demirci; “Mizah artık üvey evlattan da beter durumda. Bu yüzden söyleşimin başlığını “Hayat Mizahı Kaç Geçiyor” diye özellikle seçtim. Geyik Muhabbeti’nin gerçekten isim babasıyım. Ama tuhaf bir şey. Ben bunu su içer gibi, kolay buldum. Ama kanıtlamak için çok mücadele ettim. İsim babası benim mücadelesi verdim. Ama başardım. Hayat böyle bir şey ve benim hayatım hep böyle geçti. Şu an Google’a Geyik Muhabbeti yazın milyonlarca şey çıkar. Mizah iyilerin yanındadır ve kötülükle de savaşır. Bir zamanlar iyiler vardı sinemamızda. Hiç olmazsa filmlerde iyiler kazanırdı. Şimdi oda yok. Bizler mizaha sahip çıkmak adına sürdürüyoruz bu mücadeleyi” dedi.
2 BİNE YAKIN ETKİNLİĞE KATILDIM
Kitaplarını, katıldığı 2 bine yakın imza günü ve söyleşileri, İstanbul’da yaşadığı sokakta ki barlarda para vererek kısıtlı bir süre stand up yapanları mizah diliyle anlatan ve izleyenlere kahkahalar attıran Demirci son yıllarda tüm masraflarını kendi karşılayarak kitap bastıranlara da anlatılarında yer verdi. “Gerçek yazarlar artık kitap fuarlarında yoklar” diyen Demirci durumu, “Gerçek yazarlar kenarda köşedeler. Parayla kitap bastıranlar, maddi durumu iyi olan insanlar, keyif için yapıyorlar biraz da bu işi. Eşine dostuna kitap imzalıyor. Böyle şeyler yaşanıyor. Bu anlamda Türkiye yazarlığı yok etti.” Cümleleriyle anlattı.
EDİP AKBAYRAM MAHSUN KIRMIZIGÜL
Ünlüler arasında aynı semtte oturdukları Edip Akbayram’ın kendisinde çok özel bir yeri olduğunu belirten Cihan Demirci, Mahsun Kırmızıgül’ün kurduğu şirketle onu tam müziği bırakmak üzereyken yeniden hayata döndürdüğünü dile getirdi. Cihan Demirci; “Edip abi, tanıdığım en düzgün, en göründüğü gibi olan adamdır. Müziği bırakmak üzereydi 1997’de. Kazık yemekten bıkmıştı. Aynı mahallede yaşayan, aynı mütevazi berbere giden iki kişi olarak Edip abiyle samimiyeti zamanla ilerlettik. Bir gün bana “Cihan” dedi. “Ya Sen bir heyecanla koşturuyorsun her yere ama sizin işte para yoktur neden bu çaba”. Dedim ki “abi evet mütevazi paralar kazanıyoruz ama mizah keyifli bir iştir.” Sıkıntılı günler yaşadığını biliyorum Edip abinin. Dedim ki, “Seninle bir şeyler yapalım mı? Sen CD’lerini imzala ben kitaplarımı”. Kabul etmez sandım ama etti. Kozyatağında bir AVM’de söyleşi yaptık, ilgi müthiş. Sonra İzmir Buca Eğitim Fakültesi’nde. Salon 700 kişilik, full dolu. Bin kişide dışarıda bekliyor. Tabii biz mizahçılara en çok 300 kişi kadar geliyor, ilgi ona. Aslında çok az konuşan bir insandır, ama o gün uzun uzun konuşmalar yaptı. Müzik camiasını yerden yere vurdu. İşte tam o dönemde güzel bir şey yaşadı, Mahsun Kırmızıgül bir şirket kurmuştu. Edip abiyi transfer ederek ve ona çok kıymetli bir başlangıç parası ödeyerek, hayatını değiştirdi. Son yıllarını üreterek ve daha rahat yaşamasını sağladı. Tanığı olduğum için biliyorum, bunu yapan Mahsun Kırmızıgül’dü ve bu durumdan sonra ona bakış açım değişti.” Dedi.
YAŞASIN MİZAH
Cihan Demirci son yıllarda mizahçıların başına bir şey geldiğinde haber veren tek site olarak tanımladığı “Mizah Haber” internet bloğu ve atıl dururken son bir yıldır el attığı “Damdaki Mizahçı” sitelerinde paylaşımlar yaptığını, sevenlerinden abone olarak desteklerini beklediğini belirttiği anlatımlarını “yaşasın mizah” diyerek sonlandırdı.
Cihan Demirci sahneden Foça Kitap Kulübü adına plaket takdiminin ardından alkışlarla ayrıldı.
Seyfi GÜL/FOÇA

Ankara’da 19 süren ve hakların ödenmesiyle sona eren madenci eylemleri sonunda tutuklanan sendikacıların serbest bırakılması için İzmir’in Foça İlçesi’nde yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. Foça Emek ve Demokrasi Güçleri adı altında bir araya gelen bazı siyasi parti ve dayanışma platformları temsilcileri, madencilere destek verirken, tutuklamaları pankart, döviz ve sloganlarla protesto etti.
Reha Midilli Sevgi Caddesi üzerinde toplanan eylemciler “Patrona Kıyak Madenciye Dayak Madencilerin Hakları Verilsin” yazılı pankartın arkasında yürüyüşe geçtiler. Ellerinde “Tutuklanan sendikacılar serbest bırakılsın”, “Maden işçisi yalnız değildir”, “Mücadele Dayanışma Kazandırır”, “Gökay Çakır ve Başaran Aksu Serbest Bırakılsın”, “Sendikal Mücadele Anayasal Haktır Yargılanamaz” yazılı dövizleriyle Nihat Dirim Barış ve Demokrasi Meydanı’na geldiler. Meydan da, “Direne Direne Kazanacağız”, “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek”, “İş, Ekmek, Özgürlük Mücadelemiz”, “Genel Grev, Genel Direniş”, “Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” , “Patrona Kıyak Madenciye dayak İstemiyoruz” sloganları attılar.
BİZDEN ÇALDIKLARINIZI GERİ ALACAĞIZ
Katılımcılar adına basın açıklamasını Türkiye İşçi Partisi Foça İlçe Başkanı İskender Nişli okudu. Bakanlıkların devreye girmesine karşın verilen sözlerin tutulmadığını, patronun borcunu ödememek için elinden geleni yaptığını savunan Nişli konuşmasına “Burada Ankara’da hakları için mücadele eden Bağımsız Maden İş sendikası emekçilerinin direnişini selamlamak ve dayanışma göstermek için toplandık” diyerek başladı. Nişli; “Aylardır süren destansı madenci direnişinde maden işçilerinin tek talepleri emeklerinin karşılığını almak. Bakanlıkların devreye girmesine karşın verilen sözler tutulmuyor, patronun borcunu ödememek için elinden geleni yaptığı, ne yazık ki Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Valiliği ve ilgili bakanlıkların hepsi yasaklamalar, ablukalar ve göz altılarla patrondan yana tavır alıyor. Bir maden işçisinin dediği gibi “Bu patron hırsızdır. Bizim buralarda da hırsıza hırsız denir. Patron, işçilerin alın terini ödememek için elinden geleni yapmaktadır. Patronlar emekçilerin ücretlerini ve yasal haklarını ödemeyerek ucuz bir finansman modeli geliştirmiştir. Devlette buna göz yummaktadır. Holding sahiplerine, patronlara ve onların iş birlikçilerine sesleniyoruz. Madenci eylemi bir duvarı yıktı. Ülkenin dört bir yanında ya bir çoban ateşi yanıyor, ya da bir kıvılcım bekliyor. Bu kara düzen yıkılacak. Sahip olduğunuz servet bizden çaldıklarınızdır ve biz emekçiler bizden çaldıklarınızı geri alacağız. Patronun hırsızlığı yetmezmiş gibi birde sendika başkan Gökay Çakır ve örgütlenme sorumlusu Başaran Aksu tutuklandı. Yerin yüzlerce metre altında çalışan madenciyi dört duvarla korkutamazsınız. Emekçilerin kaybedeceği bir şey yok. Haklar söke söke alınacak, direne direne kazanılacak” dedi.
Açıklamanın ardından katılımcılar başlarındaki madenci baretlerini yere koydular. Protestolarını oturarak attıkları slogan ve ıslıklarla sürdürdüler. Eylem, bir katılımcının şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Bıçak Kemiğe Dayandı” şiirini okumasıyla tamamlandı.
SEYFİ GÜL/FOÇA

30 Ağustos Zafer Bayramı´nın 104. Yıldönümü kutlamalarıMenemen Cumhuriyet Meydanı´nda yapıldı. Çelenk sunum törenine; Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Garnizon Komutanı Topçu Albay Recai Yılmaz, Menemen Belediye Başkan Aydın Pehlivan, Menemen Cumhuriyet Başsavcımız Soner Erden kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, siyasi parti temsilcileri, meslek odalarının başkan ve yöneticileri, gaziler, muhtarlar, sivil toplum temsilcileri, öğrenciler, öğretmenler, okul müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
Tören; Menemen Kaymakamlığı, 57. Topçu Tugay Komutan Yardımcılığı ve Menemen Belediye Başkanlığı çelenklerinin Atatürk Anıtına bırakılmasıyla başladı. Çelenk sunumunu takiben saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşımız eşliğinde Türk bayrağı göndere çekildi.
“Ya İstiklal, Ya Ölüm’’
Günün anlam ve önemini belirtmek üzere kürsüye davet edilen Garnizon Komutanlığı´ndan Personel Binbaşı Özhan Oktay, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına temel teşkil eden, 30 Ağustos 1922’de kazandığımız büyük zaferin 104’üncü yılını ulusça kutlamanın haklı gurur ve heyecanını yaşıyoruz.
Asil Türk milleti, kahraman Türk ordusuyla birlikte, varlığına ve vatanına kastedenlere karşı, 104 yıl önce bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kahramanlık ve şeref dolu tarihinden aldığı kudretiyle, yeniden dirilerek topyekûn bir varoluş mücadelesi sonucunda eşine tarihte az rastlanır bir zafer kazanmıştır.
Aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk Ordusunun ortaya koyduğu eşsiz bir eser olan bu zaferin her safhası tek tek düşünülmüş, hazırlanmış ve yönetilmiştir.
1900’lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletler arasındaki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda Birinci Dünya Savaşı sonunda müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros Mütarekesi imzalanmış, imzalanan anlaşma ile 1000 yıldır üzerinde kan dökerek, can vererek yurt edindiğimiz Anadolu Toprakları o dönemin büyük devlet ve onların maşaları tarafından işgal edilmiş, ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr Antlaşması da ulusumuza dayatılmıştır.
İşgal güçleri girdikleri her yerde adeta tarihi kinlerini kusarcasına kadınımıza, yaşlımıza çocuklarımıza dünyada eşine az rastlanır işkence, zulüm ve hakaretlerde bulunmuşlardır.
İşte böylesine umutsuz görünen, üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak “Ya İstiklal, Ya Ölüm’’ parolasıyla aydınlığa giden yolu aramışlardır.” dedi.
“Silahlı Kuvvetler Günü”
Oktay konuşmasına şu şekilde devam etti “ Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir. Özellikle Sakarya Meydan Muharebesi’nde hedefimize ulaşmaya muktedir olduğumuzu milletimizin istiklali uğruna, kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatlamıştır.
Artık dünyanın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk ’ün Başkomutanlığı altında, Türk Kuvvetleri düşmanın beklemediği bir yerden taarruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başarmış, Avrupalıların 5-6 ayda geçilmez dediği Afyon mevzilerini 3 günde geçerek, 30 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etmiştir. Bu büyük zafer ile düşmana son darbe de vurulmuş, ardından icra edilen takip harekâtıyla da 9 Eylül’de düşman İzmir’de denize dökülmüştür.
Dünya tarihçileri büyük taarruz için şu ifadeyi kullanmışlardır. “Türkler, Mohaç Meydan Muharebesi’nden yüzyıllar sonra yine parlak bir imha muharebesi kazandılar. Bu muharebelerde Türk ordusu çok kısa bir sürede, kendisinden üstün düşman kuvvetinin büyük bölümünü imha ve esir etmiştir. Askeri açıdan bir diğer önemli husus da günün şartlarında bir ordunun, 10 günde 500km’lik mesafeyi yaya olarak ve savaşarak kat etmesidir.
30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini Büyük Zafer’in ikinci yıldönümünde Dumlupınar’ın çal tepesinde yapılan törende, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği söylevde görürüz; “ ...hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları, Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. Harpler, yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Meydan Muharebesi, milletlerin bütün varlığı ile ilim ve fen alanlarındaki yükselmeleriyle, ahlaklarıyla kültürleriyle kısaca bütün maddi ve manevi kudret ve faziletleriyle çarpıştığı bir imtihan meydanıdır. ”
İşte kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur, harbin; kadın, çocuk, yaşlı demeden, milletçe topyekûn bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır. Türk ulusu bu meydandan da Ulu Atatürk’ün liderliğinde alnının akıyla çıkmayı başarmıştır: Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur. Bu zaferle, Türk ulusunun son neferine kadar yok edilmedikçe, Türk’ün istiklalinin elinden alınamayacağı Türklerin yalnız askeriyle değil, milletiyle topyekûn olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır.
30 Ağustos zaferi, Türk Ordusu’na “Silahlı Kuvvetler Günü” olarak armağan edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için, tarihinden ve milletinden aldığı güçle, modern harp silah ve teçhizatıyla, güçlü ve dinamik personeliyle, ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle, azimli ve kararlı komuta kademesiyle, dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir.
Dünyanın sayılı askeri güçlerinden birisi olan silahlı kuvvetlerimiz her zaman, her yerde ve her şartta verilecek görevleri ifaya hazırdır.
Millî Egemenlik, Millî Şuur ve Tam Bağımsızlık esasına dayanan Atatürk ilkeleri, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Türk Silahlı Kuvvetlerimize rehber olmaya devam edecektir. Bu kutsal ve tarihi gün vesilesiyle, ulusça başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, dava arkadaşları ve aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun.” şeklinde ifade etti.
Öğrencilerin tarafından şiirlerin okunmasının ardından Menemen Belediyesi Halk Oyunları topluluğu tarafından çeşitli yörelere ait oyunlar sergilendi. Askeri birlikler, gaziler ve bir grup öğrenclerin tören geçişi ile program son buldu.
Haber Erhan ÖZALP

Menemen Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Bozalan İncir Festivali, ünlü isimlerin muhteşem şarkıları, gün boyunca süren etkinlikler, söyleşi ve Bozalan'ın muhteşem lezzetleriyle misafirlerine harika bir gün yaşattı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Ziyaretçilerimizin ve üreticimizin gülen yüzü, bizim adımıza her zahmet ve yorgunluktan çok daha kıymetli. Dolayısıyla bir kez daha yüzleri güldüren, kalpleri birleştiren bir Bozalan İncir Festivali'ni geride bıraktık." dedi.
Bozalan'ın eşsiz inciri, bu yıl da sadece Menemen ve İzmir değil, Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçileri 6. Bozalan İncir Festivali'nde buluşturdu. Sabah saatlerinde ürün satış alanlarının açılmasıyla başlayan festival, çeşitli aktiviteler, müzik dinletileri, çocuk atölye alanları ve daha birçok hazırlıkla birlikte eşsiz bir atmosfer sundu.
Söyleşiden korteje renkli anlar
6. Bozalan İncir Festivali'nde ünlü diyetisyen Hatice Nur Ege, köy yaşamının doğallığına dikkat çektiği konuşmasında sağlıklı beslenmeye dair önemli bilgiler verdi. Alanın bir başından diğer başına dek süren kortej yürüyüşüyse festival havasını en güzel yansıtan anlardan biri oldu. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından halk oyunları ekipleri ve sanatçıların ön sıralarda yer aldığı kortejde Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, belediye meclis üyeleri, kamu kurum ve kuruluşları ile STK ve siyasi parti temsilcileri, üreticiler ve vatandaşlar katıldı.
"Bizim Menemen'e sevdamız var!"
Kortej sonrası konser alanında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, hem üreticinin emeğine dikkat çekti, hem de Bozalan'a müjde verdi. Bu yıl Bozalan'da incir rekoltesinin bin tona ulaştığını belirten Başkan Pehlivan, "Bu üretimin ardında sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına giden çiftçimizin gayreti, güneşin altında çalışan üreticimizin alın teri, ailesinin geleceği için toprağa sarılan insanımızın umudu var. Bu nedenle Menemen Belediyesi olarak üreticimizin yanında olmaktan, emeğine sahip çıkmaktan ve üreten elleri desteklemekten büyük onur duyuyoruz. Çünkü bizim için üreten Menemen güçlü Menemen'dir. İlçemizin dört bir yanına eserler kazandırırken, incir depomuz güzel Bozalan'ı da hiç unutmadık, unutmuyoruz. Yollarını yenilediğimiz, halı saha, yeni nesil oyun grupları ve parklar kazandırdığımız Bozalan'ımızda hizmetlerimiz artarak devam edecek. Buradan da bir müjde vermek istiyorum. 1 ay gibi bir süre içinde Bozalan Düğün Salonumuz için de ihaleye çıkıyoruz. İnşallah bu güzel eseri de en kısa sürede tamamlayarak Bozalan'a kazandıracak ve açılış kurdelesini de hep birlikte keseceğiz. Çünkü bizim belediyecilik anlayışımızda uzak mahalle, uzak hemşehri yok. Bozalan da, Maltepe de, Asarlık da, Çukurköy de Seyrek de bizim. Menemen'in 65 mahallesi bizimdir." ifadelerini kullandı.
"Bozalan inciri kabuğunu kırmış, sınırları aşmıştır"
Gecede konuşan AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise yaptığı konuşmasında, üreticiye verilen desteğin altını çizdi. Çankırı, "Bozalan inciri artık kabuğunu kırmış, sınırları aşmış, Ege'nin gurur vesilesi dev bir markaya dönüşmüştür. Bu tablo, Bozalanlı çiftçimizin toprağa mühürlediği özgüvendir. İşte Menemen... Bizler beklemiyoruz; üreticimizin yanına gidiyoruz. Bozalan İnciri'ni büyütüyoruz. Pazar alanları açıyor, stantlar kuruyor ve üreticimizin ürününü daha değerli hale getirmek için çalışıyoruz. Emiralem'de zeytinyağı fabrikamızı hepimiz biliyoruz. Yıllardır bölge üreticisinin yanında ve üreticinin adeta sigortası konumunda. Çünkü kıymetli hemşehrilerim; festival de konser de yapılır ama sahne kurmaktan önce üreticinin hayatına dokunulur.Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde toprağı işleyen, üreten, bu ülkeye değer katan her bir çiftçimizin ardında dağ gibi durmaya devam ediyoruz. Bu muazzam organizasyonda emeği geçen Menemen Belediye Başkanımız Aydın Pehlivan'a, çalışma arkadaşlarına, üreten, toprağa değer katan tüm Bozalanlı çiftçilerimize şükranlarımı sunuyorum. Hasadınız bereketli, kazancınız bol olsun." dedi.
"Üreten Menemen; güçlenen İzmir, büyüyen Türkiye demektir"
Gecenin son konuşmasını yapan isimse AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan oldu. İnan, "Menemen'in bereketli toprağını, Bozalan'ın köklü üretim kültürünü, çiftçimizin emeğini ve sofralarımıza ulaşan helal lokmanın kıymetini hep birlikte kutluyoruz. Dalından toplandığı anda Bozalan'ın kokusunu, güneşini ve bereketini taşıyan her bir incirin ardında, sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına çıkan üreticimizin alın teri, ailesinin geçimi ve geleceğe duyduğu umut vardır. Bu yüzden üreticimizin emeğine sahip çıkmak, Menemen'e, İzmir'e ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır. Rabbim toprağımızın bereketini, üreticimizin toprağımızın bereketini, üreticimizin kazancını ve birliğimizi daim eylesin. 6. Bozalan İncir Festivalimiz hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun. Bizler sarsılmaz bir enerjiyle, Menemen'in bereketini büyütmek, Bozalan'ın incirini daha geniş pazarlara ulaştırmak, çiftçimizin emeğini daha değerli hale getirmek için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. Çünkü üreten Menemen, Güçlenen İzmir, Üreten Türkiye, büyüyen Türkiye demektir." ifadelerini kullandı.
Muhteşem konserler, hafızalara kazındı
Bozalan İncir Festivali'nin finalindeyse Bozalan'ın muhteşem incirinin lezzeti, müziğin eşsiz nağmeleriyle harmanlandı. Oğuz Görceğiz ile başlayan konser maratonu Metin Şentürk ile devam etti. Şentürk'ün sahnede kulakların pasını sildiği konserin ardından sahneye son olarak Bengü çıktı. Sahnede İzmirliliğine vurgu yapan ve Menemen'de olmaktan çok mutlu olduğunu dile getiren ünlü sanatçı, en güzel parçalarını hafızalarda kalacak güçlü bir performansla söylerken, konsere gelen vatandaşlar da doyasıya eğlenceli bir gece yaşadı.

Vatandaşlıktan çıkarıldığı için, yaşamını Fransa’da Fransız vatandaşı olarak sürdüren Protest Özgün müziğin önemli isimlerinden Ali Asker, İzmir’in Foça İlçesi’nde ki konserinde sevenleriyle buluştu. İki saate yakın sahnede kalan sanatçı türkülerinin büyük bölümünü izleyicilerin eşliğiyle söyledi.
Ali Asker, Reha Midilli Kültür Merkezinde, Foça’ya Sahip Çıkıyoruz Derneği tarafından Surdibi Dosthane ve Gramofon Kafe’nin katkılarıyla düzenlenen konserde 1980’li yıllardan bu yana ürettiği, birçoğu başka sanatçılar tarafından da seslendirilmiş eserlerini okudu. Asker; “İlhan Türküsü” ile başlayan programında “Eylem Güzeli”, “Berkine Ağıt”, “İçimi Maviye Boya”, “Oy Dağlar”, “Şu Metrisin Önü” gibi kendi türkülerinin yanı sıra Aşık Mahsuni’nin “Yiğit Muhtaç Olmuş” türküsünü de seslendirdi.
ÜLKEMİN TAŞINI TOPRAĞINI KARINCASINI YILANINI ÖZLEDİM
51'inci Sanat yılında Türkiye’de, İzmir Foça’da olmaktan, türkülerini söylemekten mutlu olduğunu belirten Ali Asker ülkesini, insanını, karıncasını, yılanını özlediğini söyledi. Ali Asker; “Buraya arkadaşlarımın isteği üzerine geldim. Yıllardır görmediğim arkadaşlarımla birlikte olmak istedim. Onlarla türkülerimizi paylaşalım dedim. Teknik olarak hazırlık yapmadığımız için konserde biraz teknik donanımın hışmına uğradım. Bu açıdan üzgünüm ama bunu bir şekilde telafi edeceğim. Arkadaşlarımı gördüğüm zaman bütün ağrılarım diniyor. Çünkü onları çok özledim. Ülkemi özledim. Taşını, toprağını, karıncasını, yılanını, akrebini özledim. Ben insan arıyorum. Kardeşlikten, dostluktan, barıştan yana olan insan arıyorum. Özgürlükleri benimseyen, özgürce ifade edebilmek için çalışan dostlarımı, arkadaşlarımı arıyorum. Koşullar gereği sıkıntılı bir dönem, ama bu böyle gitmez. Ne şah kaldı, ne sultan kaldı. Hani derler ya dünya en uzun yaşayan Sultan Süleyman’a bile kalmadı. Kimseye bir şey kalmayacak. Her şey bu evrende kalacak. Tek bir şey, kötülük yapanlar, yüzyıllarca çirkin bir şekilde anılacak, güzel şeyler yapanlar da milyonlarca yıl yaşayacak. Ben onu biliyorum. Bugün arkadaşlarımla buradaydım. Çok mutluyum.”dedi.
Konserini ayakta alkışlarla tamamlayan Ali Asker yoğun istek üzerine “Ernestoya Selam” türküsüyle bir kez daha sahneye geldi.
Konser bitiminde sanatçıya düzenleme komitesi adına Rauf Cankurtaran ve Nejat Kuduğ tarafından çiçek takdim edildi.
Seyfi GÜL/FOÇA

CAN YÜCEL 100. DOĞUM GÜNÜNDE FOÇADA ANILDI
Şiirleriyle Türk Edebiyatı'nda farklı ve unutulmaz bir iz bırakan Şair Can Yücel (21 Ağustos 1926, İstanbul - 12 Ağustos 1999, İzmir) 100.doğum gününde İzmir’in Foça İlçesi’nde düzenlenen etkinlikle anıldı. Şairin arkadaşı ve yaşamının yakın tanıklarından, karikatürist, mizah yazarı, şair Cihan Demirci’nin organize ettiği ve sunduğu etkinlikte yaşam öyküsünden kesitler aktarıldı, anıları paylaşıldı, şiirleri okundu.
Surdibi Dosthane adlı mekanda düzenlenen anma gecesine şairin sevenlerinin yanı sıra özellikle rahatsız olduğu dönemde İzmir’de hastane odasında kendisine nöbetleşe refakat eden isimlerde katıldı.
BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM
Cihan Demirci söyleşisine, eski Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel’in oğlu olan şairin yaşam öyküsünü anlatarak başladı. Çeşitli illerde ve İstanbul’da birlikte katıldıkları imza günleri ile öncesi ve sonrasında yaşadıklarını içeren anılarla sürdürdü. Bazı kişilerin, kullandığı dili kaba bulsa da Can Yücel’in samimi, sevgi dolu ve duygusal bir insan olduğuna vurgu yapan Demirci, aileden gelen Mevlevi anlayışı bir yanı olduğunu da dile getirdi. Şiirleri hala çok okunan ve paylaşılan şairin, ait olmadığı halde kendisine ithaf edilen şiirlerden de söz eden Demirci, katılımcılara, programın bir bölümünde kendi sesinden “Ben hayatta en çok babamı sevdim “şiirini dinletti. Kendisini övmeyen, hatta yeren bir şiir isteyen Aziz Nesin için yazdığı şiiri okuduktan sonra, İnan Çölmekçi’nin gitarı eşliğinde birçoğu iyi bilinen Can Baba şiirlerini katılımcılarla paylaştı.
CAN YÜCEL’LE YAŞAMAK FIRTINAYLA YAŞAMAKTIR
Cihan Demirci Can Yücel’i anlatırken, “Ben babayla epey maceralar yaşadım. Çenemin altında hala izi var. Üç dikişlik bir iz, ondan silinmez bir hatıra bana. Aslında onu en iyi eşi Güler hanım anlatır. Onun ifadesiyle Can Yücel’le yaşamak, sürekli fırtına da yaşamak, fırtınayla yaşamaktır” ifadelerine yer verdi.
ÇOK YAŞA CAN BABA
Demirci, söyleşinin son bölümünde, Can Yücel'in İzmir'de hasta olduğu dönemde arkadaşlarıyla nöbetleşe kendisine refakat eden, son anlarında da hastanede olan Haluk Tekeli’ye söz verdi. Can Yücel ile hem sanat dünyasında, hem de aynı siyasi oluşum içinde bulunduğunu belirten ve anılarını paylaşan Haluk Tekeli konuşmasını; “Nevi şahsına münhasır bir insandı. Ama iyi ki onunla aynı coğrafyada yaşamışız, onun şiirleriyle büyümüşüz, ona arkadaşlık, yoldaşlık etmişiz. Çok yaşa Can Baba” sözleriyle bitirdi.
Anma programı alkışlarla sona erdi.
Seyfi GÜL/FOÇA

Yaşamını İzmir’in Foça İlçesi’nde sürdüren ressam Selma Top tablolarını açtığı sergiyle sanatseverlerin beğenisine sundu. Sanatçının değişik boyutlar ve konularda ürettiği yağlıboya tablolarından oluşan sergide 42 eseri yer aldı.
Reha Midilli Kültür Merkezi Sergi Holü’nde açılan sergide sanatçının diğer eserleriyle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Jokey Kulübü’nden ödül alan iki büyük boy tablosu da ziyaretçilerden büyük ilgi gördü.
Resme çok küçük yaşlarda ilgi duymaya başladığını, Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümünü kazandığı halde, dönemin koşulları nedeniyle devam edemediğini, ancak resim tutkusundan vazgeçmediğini belirten Selma Top, çok sayıda sergiye katıldığını, aldığı derslerinde etkisiyle soyut ve kübik çalışmalara yönlenerek kendi tarzını oluşturmaya başladığını söyledi.
ÖDÜLLÜ RESİMLERDE YER ALDI
Selma Top; “Küçük yaşlarda resim yapmaya başladım. İlkokuldan beri resim yaptığımı söyleyebilirim. Lise’den sonra, Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümünü kazandım. Gitmeye başladım. Fakat dönemin bazı anarşik olaylarından dolayı bırakmak zorunda kaldım. Yarım kaldı eğitimim. Evlendim. Çocuklarım büyüdükten sonra gönül verdiğim resme geri döndüm. 2011 yılından beri sergilerim oluyor. 27 yıldır bu işi yapıyorum. Artık benim için bir tutku haline geldi. Bu arada Konak Sanat Akademisi’ne gidiyorum. Hocamız Cemal Varol. Aldığım eğitimle daha güncel, daha modern tarzlara yöneldim. Picasso’dan etkilendim. Üçgen, kübik, parçalanmış, soyut resimler yapmaya başladım. Bu benim kendi tarzım oldu. Bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da ödül aldım. Evvelki sene Türkiye Jokey Kulübünden aldığım bir ödül var. Bu yıl yine yarışmasına katıldım. Bu sergide 42 tablom yer aldı. Bir bu kadar da sergiye koymadığım resim var. Çalışmalarım devam ediyor. Yenifoça’da yaşıyorum. Dedim ki madem Foça’da sergi açıyorum, kadın belediye başkanının da bir resmini yapayım. Çok ta güzel ses getirdi.” Dedi.
Selma Top resim sergisi 23 Ağustos 2026 Pazar akşamı saat 22.00’ye kadar gezilebilir.
Seyfi GÜL/FOÇA

Menemen'de tam 96 yıl önce gazete küpürlerine konu olan müze hayali, yaklaşık bir asır sonra gerçek oluyor. 1984 yılında yıkılan Hükümet Konağı binası, aslına uygun şekilde yeniden yapılarak Menemen Şehir Müzesi olarak hizmete girecek. Temel atma töreninde konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yaklaşık 100 yıl önce kurulan bir hayalin temelini belediye başkanı olarak sizlerle birlikte atıyor olmaktan onur duyuyorum." dedi.
Menemen Belediyesi, ilçenin tarihine ve kültürüne sahip çıkmak adına çok önemli bir adım atıyor. Tam 96 yıl önce gazete küpürlerine dahi konu olan ilçeye müze kazandırma hayali, yaklaşık bir asır sonra Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan'ın girişimleriyle gerçeğe dönüşüyor. 1896 yılında hizmete giren ve 1984 yılında yıkılan tarihi Hükümet Konağı, rekonstrüksiyon yöntemiyle kendi yerinde yeniden inşa ediliyor. İlçe tarihi için büyük önem taşıyacak müzenin temel atma töreni de müzenin önemine layık bir şekilde geniş katılımla gerçekleştirildi.
Protokol ve vatandaştan yoğun katılım
Temel atma törenine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, AK Parti Ar-Ge ve Eğitim Başkan Yardımcısı Muhammed Doğan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Soner Erden, Menemen Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Oğuz Ertaş, AK Parti İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Emin İçelli, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer, siyasi partilerin başkan ve yöneticileri, kamu kurum ve kuruluşları ile STK'ların başkan ve yöneticileri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, gaziler, basın mensupları ve vatandaşlar katıldı.
"Bir hayali gerçekleştirmek bize nasip oldu"
İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından halk oyunlarıyla başlayan törende konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ilçede yüz yıllık bir hayalin gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Başkan Pehlivan, "Menemen’in kadim tarihi hak ettiği değere kavuşuyor; Menemen’in neredeyse 100 yıllık müze hayali gerçek oluyor. Menemen’in tarihi ve kültürüne yakışır bir eser, bu alanda hayat buluyor! Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; Geçmişini bilmeyen, geleceğe yön veremez... Biz de bugün burada sadece tarihe sahip çıkmak için değil, aynı zamanda geleceğe yön vermek için çok önemli bir adım atıyoruz. Bugün benim için gerçekten çok özel, çok heyecanlı bir gün… Çünkü bugün bir binanın temelini atmanın çok ötesinde; Menemen’in hafızasına sahip çıkıyor, geçmişimizle geleceğimiz arasında güçlü bir köprü kuruyoruz. Menemen’in unutulmaya yüz tutmuş bir hatırasını olması gereken yere yeniden koyuyoruz. Bu projenin bir başka anlamı daha var. Menemen’de bir müze kurulması fikri, Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren gazete sayfalarına yansımış. Yani bugün temelini attığımız eser, neredeyse bir asırlık bir Menemen hayalinin sonucudur. Bizden önce bu şehirde yaşayan büyüklerimiz; Menemen’in tarihinin korunmasını, hatıralarının yaşatılmasını ve gelecek kuşakların geçmişlerini tanımasını hayal etmişler. Bugün o hayali gerçekleştirmek bizlere nasip oluyor. Bir Menemenli ve bu şehrin belediye başkanı olarak, yaklaşık bir asır önce kurulan bir hayalin temelini sizlerle birlikte atmanın gururunu yaşıyorum. Hemşehrilerimiz bize güvendi. Kapılarını, sandıklarını, aile albümlerini açtı. Yıllardır özenle sakladıkları fotoğrafları, belgeleri, eşyaları ve en önemlisi hatıralarını bizlere emanet etti. Bugün büyük çoğunluğu kıymetli hemşehrilerimizin ve bağışçılarımızın katkılarıyla 4 bin 500 obje ve 2 bin 500 arşiv belgesinden oluşan çok değerli bir kent belleğine sahibiz. Bu müzeyi çocuklarımız için, torunlarımız için, henüz dünyaya gelmemiş Menemenliler için yapıyoruz." dedi.
"Menemen için aynı inançla çalışıyoruz"
Temel atma töreninde konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise hafıza vurgusu yaptı. İnan, "Bugün burada, Menemen Kent Arşivi Müzesi’nin temelini atarken aslında sadece betona, demire, tuğlaya şekil vermiyoruz. Biz bugün burada; bir şehrin, bir milletin, bir medeniyetin hafızasına sahip çıkıyoruz! Çünkü hafıza; kim olduğumuzu unutmamaktır. Hafıza; nereden geldiğimizi bilmek, haksızlığa karşı dimdik durabilmek ve geleceği sarsılmaz temeller üzerine inşa etmektir. İzmir'in dört bir yanında tarihi mekanları gençlerimiz için kültür merkezlerine, ilim yuvalarına dönüştürüyoruz. Hatırlayın; tarihi DGM binalarını o soğuk duvarlarından arındırıp gençlerimiz için nasıl cıvıl cıvıl bir gençlik kütüphanesine, bir kültür alanına dönüştürme iradesini ortaya koyduysak; yıllarca çürümeye terk edilmiş tarihi Tuzakoğlu Un Fabrikası'nı harbeden kurtarıp gençlerimiz için devasa bir gençlik ve yaşam merkezine çevirmek için nasıl dertlendiysek, bugün de Menemen'de aynı inançla çalışıyoruz! Şöyle bir Menemen'e, ufukta yükselen eserlerimize bir bakın! Bugün Menemen'de gençlerimiz için o muazzam gençlik merkezi yükseliyor. Sadece ilçemizin değil, koca Ege Bölgesi'nin en büyük kütüphanesi yükseliyor. Evlatlarımız güvenle büyüsün diye, vatandaşlarımızın sıcak yuvaları olacak tam 7 bin TOKİ konutu yükseliyor. Bizler burada; kalemle, kitapla, gençlikle ve eser siyasetiyle bir gelecek inşa ediyoruz. İnşallah açılışını da hep birlikte yapmak nasip olur." dedi.
"Aydın Başkan'ın heyecanına ve kazandırdığı eserlere şahit miyiz?"
Törende vatandaşlara hitap eden AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya da yaptığı konuşmasında kente hizmet kavramının altını çizdi. Kaya, "İzmir'in merkezinden Menemen ve Aliağa'ya doğru ilerleyince farklı bir İzmir ile karşılaşıyoruz. AK Parti olarak eser siyasetinin ne olduğunu Menemen'deki dönüşümle birlikte aslında bütün İzmirli hemşehrilerimize hep birlikte gösteriyoruz. 5 yılda Aydın Başkan'ın heyecanına ve bu kente kazandırdığı eserlere şahit miyiz hep beraber? Bu anlamlı eserin temel atma töreni hayırlı olsun diyorum." dedi.
"Bu yatırım Menemen'in geleceğine yapılmış çok özel bir yatırımdır"
Törende konuşan İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da müzenin önemine değindi. Elban, "Aydın Başkanımız 6 yıla yakındır görevde. Kendisine hizmet aşkı, çalışkanlığı ve vizyonu için teşekkür ediyor ve tebrik ediyorum. Kazandırdığı bu son eser ise kadim Menemen tarihine, Menemen gençliğine ve Menemen'in geleceğine de yapılmış özel bir yatırımdır. Menemen, geçmişiyle geleceğiyle, sanayisi ve tarımıyla, ticaretiyle bir bütün olarak ayağa kalkacaktır diye düşünüyorum." dedi.
Konuşmalar sonrası Menemen Müftüsü Hayati Yelkovan'ın duası eşliğinde protokol üyeleri , inşaat önünde oluşturulan alanda butonlara basarak temel atma işlemini gerçekleştirdi.

17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümünde, Menemen'de "İzmir'in depremselliği" konulu sempozyum düzenlendi. Sempozyumda hem depremzedeler anıldı hem de İzmir'in deprem gerçeği bir kez daha vurgulanarak afetlere karşı sivil savunmanın ne denli önemli olduğunun altı çizildi. Programda konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen’de korkuyu değil bilinci, paniği değil hazırlığı, çaresizliği değil dayanışmayı büyütmek istiyoruz." dedi.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılında, deprem gerçeğini unutmamak ve afetlere karşı daha hazırlıklı bir toplum oluşturmak amacıyla Menemen'de “İzmir’in Depremselliği” konulu 17 Ağustos Depremi Anma Programı ve Sempozyumu gerçekleştirildi. Menemen Belediyesi Kültür Merkezi'nde düzenlenen programda, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdür Vekili Bülent Çetin, Arama ve Kurtarma Birlik Müdürü Mahir Aktaş, DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü V. Doç. Dr. Mehmet Utku ve Menemen Belediyesi Jeoloji Yüksek Mühendisi Sn. Anıl Alkan önemli bilgiler verirken, siyasi partilerin başkan ve yöneticileri, kamu kurum ve kuruluşları ile STK başkan ve yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar, etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.
"Afet bilincini hayatımızın bir parçası"
Programın açılış konuşmasını yapan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Afetin siyaseti olmaz. Afetin kurumu, mahallesi, görüşü olmaz. Afet geldiğinde hepimiz aynı şehrin insanlarıyız. Deprem değil; hazırlıksızlık, ihmal ve tedbirsizlik ağır bedeller ödetir. Kaymakamlığımızla, kamu kurumlarımızla, güvenlik güçlerimizle, sağlık teşkilatımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, muhtarlarımızla, gönüllülerimizle ve vatandaşlarımızla aynı anlayış içerisinde hareket etmek zorundayız. Menemen’de korkuyu değil bilinci, paniği değil hazırlığı, çaresizliği değil dayanışmayı büyütmek istiyoruz. Ben bugün buradan bütün hemşehrilerime bir çağrıda bulunuyorum: Afet bilincini hayatımızın bir parçası hâline getirelim. Çocuklarımızı bilinçlendirelim. Aile afet planlarımızı yapalım. Eğitimlere katılalım. Gönüllülük kültürünü büyütelim. Mahallemizdeki yaşlıyı, engelli vatandaşımızı, çocuğu, yalnız yaşayan komşumuzu düşünelim. Çünkü afetlere dirençli bir Menemen’i belediye olarak biz tek başımıza değil, hep birlikte kurabiliriz." dedi.
"Afet sonrası başarımızı, afet öncesine de taşımalıyız"
Programda konuşan Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz da yaptığı konuşmasında afet bilincine ve afetlere hazırlıklı olmaya vurgu yaptı. Yılmaz, "Unutmamamız gereken bir şey var ki biz bir deprem ülkesiyiz. Şu anda dahi AFAD verilerine göre ülkemizin herhangi bir yerinde deprem oldu ve oluyor. Tüm hayatımızı etkileyecek, bizleri yasa boğacak bir deprem olacak mı? Kaçınılmaz. Deprem kaçınılmaz ve doğa bunu bize veriyor. İnsan olarak biz buna ne kadar hazırlıklıyız? İşte esas mesele bu. Bu sempozyum da buna parmak basan, değerli bir sempozyum. Biz deprem sonrası, afet sonrası mücadelemizde çok başarılıyız. Afet sonrası başarımızı afet öncesi riski azaltma noktasında da elde etmemiz çok önemli. Bunda da toplumun bilinci ve deprem kültürüne sahip olması çok önemli." ifadelerini kullandı.

Bereketli topraklarında yetişen birbirinden güzel ürünlere sahip olan Menemen'de, 6. Bozalan İncir Festivali için geri sayım başladı. Bu yıl 23 Ağustos tarihinde gerçekleştirilecek festivalde bir kez daha hem yerel üretici desteklenecek, hem de birbirinden güzel etkinliklerle festival ziyaretçileri unutulmaz bir gün yaşayacak.
Çilekten ıspanağa, ayçiçeğinden pamuğa, zeytinden enginara kadar toprağının bereketli ürünleriyle çiftçinin yüzünü güldüren Menemen'de Mayıs ayında 3 gün olarak gerçekleşen Emiralem Çilek Festivali'nden sonra sıra Bozalan İnciri için düzenlenen Bozalan İncir Festivali'ne geldi. Eşsiz lezzetiyle bir marka haline gelen Bozalan İnciri, altıncı kez düzenlenecek festival ile vatandaşlarla buluşacak.
Ziyaretçileri birçok etkinlik bekliyor
23 Ağustos Pazar günü gerçekleştirilecek festival için, Bozalan'ı da festival heyecanı şimdiden sardı. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi konserden etkinliklere, köy boyunca sıralanacak ürün satış alanlarından çocuk aktivitelerine kadar birçok farklı alanda ziyaretçiler için hazırlıklar sürerken, festivalin de artık tanınan ve geleneksel hale gelen bir festival olmasıyla birlikte ziyaretçi sayısının da geçmiş yılları aşarak yeni bir rekora ulaşması bekleniyor.
"Yerel üreticiye desteğimiz sürecek"
Bozalan İncir Festivali için devam eden hazırlıkları değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bozalan İnciri, lezzetiyle artık geniş kitlelerce bilinen bir ürün. Biz de Menemen Belediyesi olarak düzenlediğimiz Bozalan İncir Festivali ile hem bu tanıtımı sürdürmek, hem de yerel üreticimizi desteklemek adına çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Kentin yoğunluğundan yorulan, köyün bereketi, sadeliği ve güzelliğini yaşamak isteyen tüm hemşehrilerimizi festivalimize bekliyoruz. Her yaş grubundan hemşehrimizi düşünerek hazırladığımız festival programımız, ziyaretçilerimize bu yıl da çok kıymetli hatıralar bırakacak." dedi.

Menemen Belediyesi AR-GE Projeler Koordinatörü olarak görevini sürdüren Sinan Kerim Uçkaç, senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği ilk kısa filmi Yemin’i tamamladı. Menemen Belediyesi bünyesinde görev yapan ilçenin genç yeteneklerinin ortak emeğiyle hayata geçirilen filmin fragmanı yayınlanırken, yapımın ulusal ve uluslararası kısa film festivallerine katılması hedefleniyor.
Gazetecilik geçmişinin yanı sıra edebiyat ve müzik alanlarında da çalışmalarını sürdüren Uçkaç, ilk sinema projesini görev yaptığı Menemen Belediyesi’ndeki çalışma arkadaşlarıyla birlikte hayata geçirdi. Menemen Belediyesi ARGE biriminde görev yapan genç belediye personelinin geçmişten edindiği bilgi, beceri ve yeteneklerini sinema projesinde buluşturan Uçkaç, Menemen’in genç yeteneklerinin ortak emeğiyle ilçeden doğan özgün ve nitelikli bir kısa film ortaya koymayı amaçladı.
“Başkanımızın ortaya koyduğu vizyondan ilham aldık”
Yemin’in aynı zamanda Menemen’de sinema alanında nelerin yapılabileceğine ilişkin küçük ama heyecan verici bir deneme olduğunu ifade eden Sinan Kerim Uçkaç, “Belediye Başkanımız Aydın Pehlivan’ın seçim döneminde açıkladığı projeler içerisinde, Menemen’de bir sinema platosu oluşturulması fikri, beni ve ekip arkadaşlarımı en fazla heyecanlandıran başlıklardan biriydi. Menemen’in sadece kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan değil, aynı zamanda sanatın üretildiği bir kent olabileceğine dair değerli bir vizyon ortaya koyuyordu. Biz de buradan aldığımız ilham ve cesaretle, kendi imkânlarımız ve yeteneklerimizle bir kısa film denemesi yapmanın anlamlı olacağını düşündük. Başkanımız Aydın Pehlivan’ın sanata, sanatçıya ve üretmek isteyen insanlara alan açan, onları cesaretlendiren yaklaşımı, bu düşüncemizi hayata geçirmemizde önemli bir motivasyon kaynağı oldu” diye konuştu.
“Kalıcı bir eser bırakmak istedik”
Filmin genç bir ekibin güçlü dayanışmasıyla ortaya çıktığını belirten Sinan Kerim Uçkaç, “Hayalleri olan, heyecanını kaybetmeyen ve çalışmaktan yorulmayan çok güzel bir ekiple yola çıktık. Oyuncu kadromuzda Menemen Belediyesi personelimiz olan Dilara Çil’in yanı sıra, gençlik yıllarında aynı sahneyi paylaştığı oyuncu arkadaşları Çağlayan Polat ve Kamuran Akkuş da yer aldı. Her ne kadar aynı çatı altında mesaiyi paylaşmasak da Çağlayan ve Kamuran, projeye ve bizlere inanarak büyük bir inanç ve özveriyle bu çalışmanın parçası oldular. Her arkadaşımız kendi sorumluluğunun ve hatta kendi performansının üzerine çıkarak büyük bir emek verdi. Hepimiz için öğretici ve heyecan verici bir deneyim oldu. Menemen’den doğan ve bu kentin üretme cesaretini yansıtan kalıcı bir eser bırakmak istedik” dedi.
Film festivallerinde boy gösterecek
Oyuncu kadrosunda Dilara Çil, Çağlayan Polat ve Kamuran Akkuş’un yer aldığı Yemin, yıllar sonra geçmişten gelen bir hesaplaşma nedeniyle yeniden bir araya gelmek zorunda kalan üç kişinin hikâyesini anlatıyor. Yıllar önce yaşanan bir olayın ardından ettikleri yemini yeniden hatırlayan karakterler, geçmişle bugün arasında sıkışırken, yıllardır taşıdıkları sırla bir kez daha yüzleşmek zorunda kalıyor. Çekim ve post-prodüksiyon süreci tamamlanan Yemin, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan gala gösteriminin ardından ulusal ve uluslararası kısa film festivallerine gönderilecek. Filmin teknik ekibinde ise yönetmen yardımcısı Bedirhan Tekin, görüntü yönetmeni Ersoy Oğuz, sanat yönetmeni Bengisu Mukiyen Liman, görsel tasarım ve kurgu Gökay Özalp, kameraman Oğuz Özdemir, drone operatörü Tansu Liman, set amiri Fatih İşbora ile lojistik ve ulaşım sorumlusu Cumhur Kocabıyık görev aldı.

Yazlarını, İzmir’in Foça İlçesine bağlı Yenifoça Mahallesi’nde geçiren Yusuf Çobanoğlu 101 yaşını yaşadığı sitedeki komşularının hazırladığı çifte pastalı doğum günüyle kutladı. Sakinler, Yusuf amcanın elini öptüler, imece usulü hazırlanan yiyecekleri neşe içinde paylaştılar, önümüzdeki yıl 102.nci yaşı kutlamak için sözleştiler.
Aralarında eski milli hakemlerimizden Engin Kurt’un da bulunduğu site sakinleri yaşına göre oldukça dinç olan Yusuf Çobanoğlu ile evinin bahçesinde bir araya geldiler. Elbirliği ve el emekleriyle hazırlanan iki büyük pastayı “İyi ki Doğdun Yusuf” nidaları eşliğinde kestirdiler. Yapılan kısa konuşmalara “Beni düşündüğünüz için size güzel insanlar diyorum” diyerek teşekkür eden Çobanoğlu’nu defalarca alkışladılar.
Eski milli hakemlerimizden Engin Kurt, Yusuf Çobanoğlu’nun davranışları ve yardımseverliği ile sitenin moral kaynağı olduğunu ve kendisini çok sevdiklerini söyledi. Engin Kurt; “Bugün hakikaten site olarak çok tarihi günlerden birini yaşıyoruz. Sitemizin abisi, babası, Yusuf Çobanoğlu büyüğümüzün 101.nci yaşını güzel bir şekilde kutluyoruz. Yusuf abimiz, vermiş olduğu ağabeylik, babalık neticesinde sitenin moral kaynağı. Biz kendisinden çok memnunuz. Yıllardır birlikte yaşıyoruz. Tek arzumuz onun hayırlısıyla, sağlıklı bir şekilde hayatına devam etmesi. İnşallah 102. yaşını, seneye kutlamak nasip olsun istiyoruz.” Dedi.
AFYONDA TREN İSTASYONUNDA BAŞLAYAN BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ
Babasının Fransızlardan Türklere geçen demiryolunun kısım şeflerinden olduğunu, sadece beş ailenin yaşadığı Afyonkarahisar’ın Yıldırım Kemal tren istasyonunda lojmanda doğduğunu, çocukluğunda şehri hemen hiç görmediğini belirten Yusuf Çobanoğlu; 7 çocuklu babasının geçim zorluğuna düşmesi nedeniyle Afyon Lisesi 2.sınıfında okulu bırakarak Ankara Zırhlı Birlikler Okulu’na geçtiğini ve 1950 yılında Astsubay olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde göreve başladığını anlattı. 1957 yılında Suriye olayları nedeniyle İskenderun ve Gaziantep Islahiye’de üç yıl çadırlarda görev yaptıklarını, oradan Erzurum’a, daha sonra da Babaeski’ye atandığını, Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ndeki kursun ardından Denizli’de Askeri Mahkeme İdari Amirliği’nde 10 yıl çalıştığını dile getiren Çobanoğlu, mahkemenin kapanmasıyla Ankara’ya tayin edilmesine rağmen eşinin rahatsızlığı nedeniyle emekli olmayı tercih etmek zorunda kaldığını, yerleştikleri İzmir’de 2016’yılında eşini kaybedince bir süre yıkım yaşadığını ama arkadaşları sayesinde yeniden hayata bağlandığını dolu gözlerle ifade etti.
EŞİMİ KAYBETTİM BENDE KAYBOLDUM
Yusuf Çobanoğlu; “Çok değerli bir eşim vardı. Bana yardımcı, sağ kolumdu. Herşeyimdi. Ona danışmadan hiçbir şey yapmazdım. Onu kaybedince bende kayboldum. Arkadaşlarım beni aldı, orduevlerine, askeri gazinolara götürdüler. Buralarda da gün geçireceksin, pes etme dediler. Ölünceye kadar buralara geleceksin gideceksin dediler. Derneğimize gidip gelmeye başladım. Oralarda tavlayı ilerlettim. Altıncı Tavla Olimpiyatlarında da 42 kişiyle çarpıştım, onları yenerek birinci oldum. Madalya aldım. İki gazete okurdum her gün. Sonra Yenifoça Belediyesi’nde görev aldım. Encümen üyeliğine yükseldim. Burada yol yoktu. Bizler yaptık.”
İNSANLARI, HAYVANLARI, TABİATI SEVECEKSİN
“Herkese söylüyorum. Bir defa İnsanları seveceksin. Hayvanları seveceksin. Tabiatı seveceksin. Hiç kimseye zarar vermemek için uğraşacaksın. Emin olun yürürken karıncalara basmamak için bile çok dikkat ederdim. Karıncanın yollarını çizerdim, karıncaya yol verirdim. Böyle yaşadım. Hayvanları çok severim. Kuş cenneti yaptım. Bir Albay arkadaşla beraber ev tuttuk. Kuşla doldurduk, konuşturduk. Çoğalttık. Serinofil Derneği’nde kurayla isteyenlere dağıtır, hediye ederdik. Yaşamak istiyorsan, insanları, hayvanları, tabiatı seveceksin ama en mühimi sabırlı olacaksın. Her şeye itiraz etmeyeceksin. Her şeyi iyi göreceksin. Karşındakini tatmin ettiysen mesele yok, edemediysen çekileceksin. Bunlar bende kendiliğinden oldu. Çok sabırlıyım. Allah’ta bana sabırlı olmanın mükafatını veriyor.”
RUHEN VE BEDENEN TEMİZ OLACAKSIN
“Her şeyden önce temiz olacaksın. Ruhen ve bedenen temiz olacaksın. Giyimine kuşamına dikkat edeceksin. Eşim beni çok güzel giyindirirdi. Yakalarımı ilaçlar, dimdik dururdu. Bana çok iyi baktı. Fakat kendisine bakamadı. Şeker hastası oldu. 81 yaşında vefat etti.”
HAYAT BANA DUR DEDİ
“Atılım yapmak istedim. Girişimlerde bulundum. Ama hayat bana bir yerlerde dur dedi. Ne aldıysam elimden gitti. Pes dedi. Bir evle burası(Yenifoça’da ki yazlık) elimde kaldı. Hayat bambaşka bir şey. Ankara’da metrekaresi 6 liradan büyük arazi aldım. Bir iki, yıl sonra metrekaresi 30 kuruştan istimlak edildi. Mahkemeye başvurdum. Hakim utanmıyormusunuz mahkemeye vermeye burada çocuklarınız okuyacak dedi. Kabullendim. Ortadoğu Teknik Üniversitesi kuruldu oralara. İstimlak alanının dışında kalan yerlerde aynı büyüklükteki yerler için sahiplerine 12 taneye kadar daire verildi. Çoluğuna çocuğuna ev verebildi onlar, Benim olmadı.”
GENÇLERE VE TÜM İNSANLARA TAVSİYEM SABIR
“İki oğlum var, Birinden üç kız, diğerinden bir erkek torunum var. Gençlere tavsiyem, sabırlı olmak. Sabır her zorluğu yıkar. Sabırlı olan bir süre sonra daha doğru karar verir. İnsanları sevecek ve sevilecek. İşten korkmayacak çalışacak. Daha fazla para veriyor diye hemen işi değiştirmeyecek. Herkesin bir payı var. Tanrı sen bu kadar yiyeceksin, bu kadar gezeceksin, bunları alacaksın demiş sana. Fazlası yok. Tavsiyem, sabırlı olsunlar, insanları hayvanları sevsinler, günlerini gün yapmaya uğraşsınlar” dedi.
Yusuf Çobanoğlu’nun yaş günü alkışlarla ve komşularla toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Seyfi GÜL/FOÇA

Kent Gözü, Menemen'de yeni buluşma adresi oldu
Kent Gözü Rekreasyon Alanı, açıldığı günden itibaren yalnızca 60 günde sosyal hayatın merkezine yerleşti. Her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği 23 bin metrekarelik dev alan, vatandaşlar tarafından çok beğenildi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen artık geride bırakılan değil, varılmak istenen ilçe konumuna gelmiş ve sosyalleşmenin yeni adresi olmuştur. Hemşehrilerimize yoğun ilgisi için teşekkür ediyorum." dedi.
Menemen Belediyesi tarafından 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda Semicenk konseriyle birlikte on binlerin katılımıyla açılan Kent Gözü Rekreasyon alanı, her gün akın akın ziyaretçi çekerek büyük ilgi görüyor. 23 bin metrekarelik alanda içinde Aynısefa Sosyal Tesisi, Aynısefa vitamin bar, seyir terası, basketbol sahası, voleybol sahası, futbol sahası, 2 adet tenis kortu, koşu parkuru, açık fitness alanları, pati park, yeni nesil çocuk oyun alanı, amfi oturma alanı, şapka çardaklar ve açık oturma alanlarıyla büyük ilgi gören Kent Gözü Rekreasyon Alanı, yalnızca Menemen'den değil, çevre ilçelerden de yoğun şekilde ziyaretçi çekiyor.
Her ihtiyaca uygun alan
Hesaplı fiyatları, hijyenik koşulları, modern oturma alanlarıyla Aynısefa Tesisleri'nden çocukların güvenle oynayabileceği yeni nesil parklara kadar, her kesimden vatandaşın ihtiyaçlarını karşılayabilecek niteliğiyle örnek gösterilen tesis, bölgede önemli bir ihtiyacı karşılamayı başardı.
"Sosyalleşmenin yeni adresi Menemen"
Kent Gözü Rekreasyon Alanı'na gösterilen ilgiyi değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, sonucun bir tesadüf değil, yoğun bir çalışmanın eseri olduğunu söyledi. Başkan Pehlivan, "Bir zamanlar Menemen'in insanı mesai saatleri dışında ya da gezmek için başka ilçelere gitmek zorunda kalıyordu. Bugün geldiğimiz noktada 10 bin metrekarelik alanıyla Türkiye'nin en büyük tematik çocuk oyun köyüne sahibiz. 4 adet Aynısefa Sosyal Tesisi'ne ve bir de Aynısefa Vitamin Barına sahibiz. İlçemizin dört bir yanında yeni nesil oyun gruplarımız, halı sahalarımız, basketbol sahalarımız, kaykay pistimiz, dijital deneyim merkezimiz ve tüm bunlara ilave, son olarak ilçemize kazandırdığımız Kent Gözü Rekreasyon Alanımız ile Menemen'in hem çehresini hem de kaderini değiştirdik. 35 branşta ücretsiz kültür, sanat ve spor kurslarımızla ve çeşitli etkinliklerimizle Menemen artık geride bırakılan değil, varılmak istenen ilçe konumuna gelmeye başlamıştır. Elbette bu çalışmalarımız başarı hikayesinde birer basamaktır. Kent Gözü Rekreasyon Alanımız da açıldığı ilk günden bu yana çok sevildi. Sadece Menemenlilerin değil, başta çevre ilçeler olmak üzere herkesin vakit geçirdiği bir tesis halini aldı. Tesisimizi Menemen Belediyesi olarak yaptık ama yaşatacak olan hemşehrilerimizdir. Önümüzdeki süreçte bu alanda yapacağımız etkinliklerle, Kent Gözü Rekreasyon Alanı, adeta kentin gözbebeği olacaktır. Hemşehrilerimize yoğun ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederim." dedi.
Vatandaşlar, övgüyle anlattı
Kent Gözü Rekreasyon Alanı'nı yorumlayan vatandaşlar ise alandan övgüyle bahsetti. Bu büyüklükte ve nitelikte bir alanın, bölgeye değer katacağını ifade eden vatandaşlar, Başkan Aydın Pehlivan'a teşekkür etti.
İşte o yorumlar;
Hakkı Düzgün (Öğretmen, 40):
İşe gidip gelirken buradan geçiyordum ve güzel bir yer olacağı, yapılış sürecinden belliydi. Çiğli'de oturuyorum ve buraya ikinci gelişim. Beğeniyorum ve gayet güzel. Oğlum da çok seviyor. Gayet memnunuz. Gayet güzel yapılmış bir yer. Güzel vakit geçiriyoruz.
Özlem Adar (Ev hanımı, 44):
Ben Çiğli'de oturuyorum. Bu üçüncü gelişim. Çok güzel bulduğum için komşularımı da aldım geldim. Çocukların eğlenme yerleri vs. çok güzel. Kendi ilçemizde de böyle yerlerin olmasını isteriz. Kafesi de maddi olarak çok uygun. Çocuklarla kalabalık olarak rahatlıkla girip çıkıyoruz. Yeşil ve serin bir ortam. İyi bir hizmet almak istiyorlarsa buyursunlar gelsinler.
Zühre Kaygısız (Ev hanımı, 76):
Çok güzel, süper bir tesis. Evlerimiz yakın ve geliyoruz. Her şeyden çok memnunuz ve güzel. Bahardan bir yalancı cennet gibi burası. Herkese tavsiye ediyorum.
Uğur Mamikoğlu (CNC operatörü, 40):
Rekreasyon alanına yakın oturuyoruz. Güzel ve çocuklar için de eğlenceli bir yer. Bana göre şahane bir yer. Aileler için hem hijyenik hem de fiyat açısından da uygun bir yer.
Ömür Aydoğan (Şoför, 26):
Biz 2 sokak yukarıda oturuyoruz. İzmir'de böyle bir yer olduğunu düşünmüyorum. Yapanlardan da Allah razı olsun. Mükemmel bir yer. Güzel, çok mutluyuz. Aydın Pehlivan'ın da sonuna kadar arkasındayız. Böyle imkanlar sunduğu için çok teşekkür ediyoruz.
Marina Karademirlidağ (Ev hanımı, 36):
Çok güzel bir yer. Böyle bir yer olduğu için çok mutluyum. Aynısefa da burada var. Köpek parkı bile var burada. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan'a sonsuz teşekkür ediyorum. Bu alanı çok güzel değerlendirdiler. Bu alanda eskiden hiçbir şey yoktu ama şimdi böyle muhteşem bir dönüşüm oldu. Menemen'de yaşamaktan çok mutluyuz. Eskiden Menemen çok boştu ama o göreve gelince her şey gelişmeye başladı. Biz yanındayız.
Eva Karademirlidağ (9):
Bu alanı bence çok güzel değerlendirmişler. Aydın Pehlivan'a sonsuz teşekkür ediyorum. Çok renkli ve şahane bir alan olmuş. Çocuklar sonuçta eğleniyor. Buraya 9 katlı bir apartman da dikebilirlerdi. Böyle bir seçim yaptıkları için çok mutluyum.

İzmir’in Foça İlçesinin duayen turizmcisi ve yerel tarih araştırmacısı Sebahattin Karaca, Yenifoça’da düzenlenen söyleşide, kentin hangi adla, hangi yıl, kimler tarafından ve hangi sebeple kurulduğunu, kurulduğu günden beri yaşanan önemli olayları anlattı. Yenifoça tarihine ilişkin olarak yerli ve yabancı kaynaklardan derlediği bilgi ve belgeleri paylaşan Karaca söyleşisinde ilginç konulara da yer verdi. Foça’dan götürülen çok değerli taşlarla süslü bir altın haç’ın halen Cenova katedralinde olduğu, yasa dışı işler yapan, güç kullanarak para kazanan mafya tipi ilk organize suç örgütlenmesinin Yenifoça’da ortaya çıktığını izleyenlere aktardı.
İlçe merkezine 22 kilometre uzaklıktaki Yenifoça Mahallesi’nde bir kafede düzenlenen söyleşiyi yazarlar Gönül Çatalcalı, Berat Alanyalı ve Ahmet Önel, eğitimci Yılmaz Mızrak, Foça Kitap Kulübü Başkanı Alptekin Aydın, Foça Kent Konseyi Başkanı Aytaç Candan, kent tarihine ilgi duyan vatandaşlarla birlikte izledi.
İLK MAFYA OLUŞUMLARI BU TOPRAKLARDA ORTAYA ÇIKTI
Foça sınırları içinde çıkarılan Şap’ın çok uzun yıllar boyunca Avrupa’da renk sabitlemesi için en değerli malzeme olarak kullanıldığını, bu şapla sabitlenen Mor’un Foça Moru olarak anıldığını, zengin ve asillerin kullandığı Mor rengin kaybolmayan parlaklığını sağladığı ve altın kadar değerli olduğu için birçok kez değişik güçler tarafından karadan ve denizden kuşatılarak ele geçirilmeye çalışıldığını anlatan Karaca, Ceneviz, Bizans, Osmanlı dönemlerine ilişkin bilgileri paylaştı.
Karaca; “1300’lü yıllarda Yenifoça o kadar çok saldırıya uğrar ki, kenti boydan boya çevreleyen sur duvarlarını yapmak zorunda kalırlar. Bununla da kalmazlar, olası büyük bir saldırıda herkesin aynı anda imha olmasını önlemek amacıyla yerleşim yerlerini birbirinden uzak yerlere, Bucak, Sazlıca, Kartdere, Kocamemetler gibi değişik noktalara paylaştırarak oluştururlar. Evlerini de yaparken küme ev dediğimiz kale gibi evler yaparlar. Bu evler üç katlı ve her katı ayrı ayrı amaçla dizayn edilmiş evlerdi. Yenifoça ve Foça’ya saldıran korsanlar, birçok ganimetin yanı sıra kilisede bulunan ve etrafı çok değerli taşlarla kaplı olan altın haç’ı da alıp ülkesine götürüyor. Bu haç halen Cenova Katedralinde bulunuyor. Mahonalı korsan tüccarların yönetimindeki dönemde ise mafyatik oluşumlar ortaya çıkıyor. Bu doymaz tüccarlar kazançları için Ceneviz’e vergi öderken, el altından da burada yaşayanlara ve çalışanlara vergi koyuyorlar. Bu mafyaya giden yolda kapının ilk aralanmasıdır. Onun için tarih yazarları mafyanın buradan doğduğunu söylerler.” Dedi.
İzmir Karşıyaka’da bulunan Ulu Önder Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın mezarındaki taşın Foça’dan gittiğini, bu tür taşların ilçede sadece bir noktada bulunduğunu sözlerine ekleyen Sebahattin Karaca söyleşi sonrası dileyenlere kitaplarını imzaladı.
Seyfi GÜL/FOÇA

Sayfa başına git