MENÜ
İzmir 37°
Menemen'in Sesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
72 YIL ÖNCE MENEMEN’DE 5000 YIL ÖNCEYE AİT ESERLER BULUNMUŞTU
Oktay Özengin
YAZARLAR
7 Mayıs 2021 Cuma

72 YIL ÖNCE MENEMEN’DE 5000 YIL ÖNCEYE AİT ESERLER BULUNMUŞTU

Menemen’in taşı toprağı tarih yönünden gerçekten altın gibidir. Bugüne kadar birçok köyünde, beldesinde yapılan kazılarda geçmiş medeniyetlere ait yüzlerce eser bulunmuştur. Bu kazıları başta Alman arkeologlar olmak üzere birçok yabancı ve Türk arkeologlar gerçekleştirmiştir. Buruncuk köyümüzdeki Larissa, Görece Köyümüzdeki Temnos, Maltepe Köyümüzdeki Panaztepe, Yanıkköy’deki Neo-Teokles bu kazılarımızdan sadece birkaçıdır.

Çok bilinmemekle birlikte uzun yıllar Menemen’in bir köyü olan ve günümüzde Aliağa’ya bağlı olan Helvacı Kasabası’nda da bir dönem arkeolojik kazılar yapılmış, kazılarda bulunan eski  eserler İzmir Arkeoloji müzesine nakledilmiştir.

Bu konudaki bazı detaylı bilgileri dönemin İzmir gazetelerinde çıkan haberlerden öğrenmek mümkündür. 72 yıl önce 21 Ağustos 1949 tarihli Yeni Asır Gazetesi’nde çıkan konu ile ilgili bir haber şöyledir:

“Menemen’in Helvacıköy’ü civarında Höyücek Tepe’sinde, Ege’de Türk Tarih Kurumu adına Prehistorik döneme ait araştırmalar yapmakta olan Ankara Üniversitesi Antropoloji Doçenti Dr. Muzaffer Şenyürek ve eşi, E. Şenyürek, İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin ve İzmir Müzesinde asistan Arkeolog Ahmet Dönmez’den müteşekkil bir heyet tarafından yapılan bir sondaj neticesinde bundan beş bin sene evveline ait çok kıymetli eserler bulunmuştu.

Evvelâ, Hakkı Gültekin tarafından görülmüş olan bu höyükte şimdiye kadar hiç bir hafriyat yapılmamıştır. 2.40 x 3.40 metre ebadında ve 1.50 metre derinlikte açılmış olan bir sondaj çukuru bu Höyük'ün Bakır çağına ait kültür kalıntılarını ihtiva ettiğini ortaya koymuştur. Bu çukurda, bir duvar bakiyesiyle elle yapılmış siyah ve içi kırmızı, dışı siyah, kırmızı ve cilalı çanak parçalar, bir büyük küpün bakiyeleri, taş perdah aletleri, midye kabukları bulunmuştur.

Beş bin sene evvel yaşamış olan bu insanların geçim kaynaklarında Midye’nin ehemmiyetli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır. Heyet pazartesi günü tekrar höyüğe giderek daha birkaç gün çalışacaktır. Heyet gelecek sene burada daha büyük ölçüde hafriyat yapmak tasavvurundadır. Yapılmış olan sondajda meydana çıkan eserler şimdiye kadar İzmir civarında bulunmuş olan en eski eserler arasındadır. Ayrıca, kaydetmek isteriz ki bu hafriyatı yapmış olan heyetin üyeleri İzmir’in hemşehrileridir. Araştırmayı yapanlar, bu höyüğün altında daha eski Kalkolitik devre ait bakiyelerin bulunmasını da mümkün görmektedir. Heyet bu civarda daha başka araştırmalar da yapacaktır.”

Yeni Asır Gazetesi 10 gün sonra bir haber daha yayınlar ve kazıların devam ettiğini yazar. 31 Ağustos 1949 tarihli haber başlığı ile birlikte şöyledir:

HELVACIKÖY KAZILARINA DEVAM EDİLDİ...

“Menemen’in Helvacı Köyü civarında Höyücek Tepe’de Türk Tarih Kurumu adına hafriyat yapmakta olan Doçent Doktor Muzaffer Şenyürek, eşi bayan E. Şenyürek, İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin ve Arkeolog Ahmet Dönmez’den müteşekkil heyet, geçen hafta hafriyata devam etmiş ve bu höyükte bakır çağına ait çanak, çömlek, taş baltalar, taş bıçaklar, kemik, bizler ile ev duvarlarının bakiyelerini (kalıntı) bulmuştur. Bu sene için hafriyat’a son vermiş olan heyet gelecek yıl aynı höyük’te daha büyük ölçüde hafriyat yapmak niyetindedir.

Heyet aynı zamanda Höyücek civarında Arap Tepe’de, Bekiler Tepe’sinde ve Çakmak Tepe’de daha başka eski iskân yerleri tespit etmiştir. Gelecek yıl bu yerlerde de hafriyat yapılacaktır. Heyetin yaptığı araştırmalar, Helvacıköy civarının hem bakır çağı, hem de klasik çağ kalıntıları bakımından çok zengin olduğunu ortaya koymuştur.”

Helvacı Höyücek de 2. kazı çalışması yine aynı ekip tarafından 1954 yılında yapılmıştır. Kazı bölgesinin bugünkü durumuna gelince tam anlamıyla söylemek gerekirse içler acısıdır. Höyük üzerinden öncelikle toprak yol geçirilmiş, daha sonra bu yol asfaltlanmış ve höyük tahrip edilmiştir. Bu yetmemiş gibi 1994 yılında yol kenarından geçirilen sulama kanalı sayesinde de tahribata devam edilmiştir.

Başta da yazdığım gibi Menemen ve çevresinden adeta tarih fışkırıyor, ancak koruyamıyoruz. Bugüne kadar koruma altına alınmış bir tek Panaztepemiz var. Onun dışında tüm tarihi yerlerimiz korumasız, başıboş halde. Bir müzeyi donatacak kadar çok tarihi eserimiz var. Ancak bir müzemiz yok. Altı bin yıllık geçmişe sahip Menemen bu durumu hiç haketmiyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Mustafa aksoy
 7 Mayıs 2021 Cuma 19:08
Menemenimizin gecmis tarihi ile bizlere bilgilendirdiginiz icin sizleri gercekten cok tesekkur ederim
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Menemen'in Sesi